BİRARADA YAŞAMI SAVUNALIM

16/6/2008 - YOKSULLUĞUN KÜRESELLEŞME KITABI HAKKINDA KISA ÖZET

Sevgili Arkadaşlar,

 

Prof. Chossudovsky dünyanın en önemli ekonomistlerinden biri. Uluslararası finans çevrelerinin sömürüleri ile ilgili pek çok çalışması var. 'Yoksulluğun Küreselleşmesi' adli kitabında, geri kalmış ya da gelişmekte olan ülkelere, nasıl planlı bir şekilde ekonomik soykırım uygulandigini anlatıyor. Uluslararası finans kuruluşlarının, bağımsız ülkeleri nasıl vesayetleri altına aldığını belgeliyor.

Prof. Chossudovsky, IMF ve Dünya Bankası’nın 'Yapısal Uyum Programı' adi altında uyguladığı politikaları ( okurken lütfen Türkiye’deki uygulamaları hatırlayın ) söyle özetliyor:

1.    Ekonomik soykırım sureci, borçlu olan bir ülkenin kredi anlaşmaları ile baslar. 1950 DEN (MENDERES) SONRA BASLAYAN, 1970 DEN (DEMIREL) SONRA HIZLANAN, 1980  DEN (OZAL) SONRA CILGINLASAN, 2002 (ERDOGAN) DEN SONRA ARTIK KONTROLDAN CIKAN DIS BORCLANMA TARIHIMIZI ANIMSAYIN.  Kredi alma koşulları, resmi ve ticari kredi kuruluşlarının çıkarları doğrultusunda, uygun bir şekilde belirlenir.

2.    Birinci evre, Ekonomik istikrar evresidir.

3.    Finans mühendisliği ve geri borç ödeme takvimi öyle özenli bir şekilde kurgulanır ki, borçlu ülke, ancak faizlerini ödeyebilir, ana paranın ödenmesi ise sürekli ertelenir.

4.    Borçlu ülke, ödeme zorluğu içine girdikçe, eski borçlarının gecikmiş ödemelerini yapabilmesi için, yeni borçlar verilir. Düzen bu şekilde sürüp gider. Deli gömleği giydirilmiş borçlu ülkenin bağımsız bir ulusal ekonomik politika oluşturmasına imkan tanınmaz.

5.    Alınan borçların hiçbir kısmi yatırımlara yönlendirilemez. Uyum kredileri, kaynakları ulusal ekonomiden uzaklaştırır, borçlu ülkeyi, zengin ülkelerden, ( gıda maddeleri dahil ) büyük miktarlarda tüketim malları ithal etmeye teşvik eder.

6.    Göreve gelen her hükümet, IMF'ye 'ekonomik reformlara ciddi şekilde kendini adamış' olduğunu kanıtlamak zorundadır. Bu nedenle, makro ekonomik politika ve borç yönetimi konusundaki temel yönelimlerini tanımlayan bir 'Niyet Mektubu' verir.

7.    Bu sayede IMF, hükümetlere, gölge programlarla rehberlik etmeye baslar.

8.    Yeni kredilerin alınabilmesi için, bu gölge programlar çerçevesinde, yeterli performanslar sergilemek şarttır.

9.    IMF ve Dünya Bankası iki kardeş örgüt olarak görev bolumu yapar. IMF, ekonomik performansı yıllık bazda izler. Dünya bankası ise, Pek çok bakanlıkta temsil edilir. (Sağlık, Eğitim, Sanayi, Tarım, Ulaşım, Çevre Bakanlıkları…)

10. Ulusal Paranın istikrarsızlastırılması , IMF ve Dünya Bankası’nın gizli gündemlerinden biridir. Ani ve beklenmedik fiyat artışları ile sonuçlanan bir büyük devalüasyon hedeflenir. Devalüasyon, gerçek gelirlerde ciddi bir azalmaya ve paranın nominal değeri cinsinden emek maliyetlerinin değerinin düşmesine yol açar. Yank zamanda devlet harcamalarını dolar cinsinden degerini de dusurur.

11. Devalüasyonun toplumsal etkisi yıkıcı olur. Hayati önem taşıyan her şeyin fiyatı yükselir. Bu da beraberinde enflasyonu ve yurt içi fiyatlarında polarizasyonu tetikler. Yurt içi fiyatları, dünya piyasasında geçerli olan düzeye yeniden ayarlanır.

12. IMF bundan sonra, hükümetleri anti-enflasyonist program benimsemeye zorlar. Kamu çalışanlarının isten çıkartılması ve sosyal programlarda yapılan kesintiler bu programın temelini teşkil eder.

13. Bu asamadan sonra, Merkez Bankası, siyasal iktidardan bağımsız hale getirilir. Merkez Bankası’nın yeniden yapılandırılması çerçevesinde kaynak sağlanır. Bu durum pratikte para yaratımının hükümetten çok, IMF'nin kontrolüne girmesi anlamını taşır. Bir sure sonra, Merkez Bankası meclise karsı da bağımsız olur.

14. Hükümet dışı etkin kurullar oluşturulur.

15. Kredi anlaşmaları ile, bütçe açığına iliksin hedefler belirlenir. Bu uygulama ile, devlet gelirlerinin dis borç faiz ödemleri için serbest bırakılmasını sağlar ve mali kriz giderek derinleşir.

16. Kreditörler, tun buyuk kamu yatirim projelerinin 'broker'lari haline gelir. Her tur harcama kategorileri için tavanlar yerleştirilir ve devlet yatırımları planlı bir şekilde çökertilir.

17. Fiyat çarpıklıklarının giderilmesinin gerekli olduğu söylenir ve fiyat liberalizasyonu baslar. Tüm sübvansiyonlar ve fiyat kontrolleri yavas yavas kalkar. Temel tüketim maddelerinin ithalatı serbest bırakılır. Özellikle tahıl fiyatlarındaki kuralsızlaştırma programın temel unsurlarından biridir. Tarımsal maliyetlerde büyük artışlar olur.

18. Mal ithalatının serbestleştirilmesi ile es zamanlı olarak, petrol ürünlerinin fiyatlarında periyodik artışlar dayatılır. Bu, nakliye ücretlerinin de artısı ile birlikte yurt içindeki tüm malların maliyetlerinde dramatik artışlara neden olur. Bu sureç ithal mallar lehine çalismaya baslar.

19. İkinci Evre, Yapisal Reform evresidir.

20. Bu evrede, IMF ve Dünya bankası arasında görev bolumu vardır. Dünya Bankası, bu sureci yapısal uyum kredileri ve sektorel uyum kredileri ile destekler.

21. Ticaret liberalizasyonu adi altında, ihracat karşıtı bir eğilim başlatılır. İthalat kotaları kaldırılır ve tarifler indirilerek tekleştirilir. Kotaların kaldırılması ve koruyucu gümrük engellerinin azaltılması, yerli sanayinin rekabet gücünün arttırılmasına yönelik olarak uygulanır ancak, süreç yerli üretimin çöküşüne yol açar.

22. İthal tüketim malları yerli üretimin yerine geçer, bu da diş borcun giderek kabarmasına yol açar.

23. Diş borç görüşmeleri, genellikle, devlet isletmelerinin özelleştirilmesi ile ilişkilendirilir. Uluslar arasi sermaye, çok dusuk bir masrafla, en karli devlet isletmelerini kontrol etmeye ta da onlara sahip olmaya baslar. Bazı ülkelerde stratejik sektörlerin ( Petrol, Doğalgaz, Telekomünikasyon) devlet mülkiyetinde olması anayasa gereğidir. Anayasa değişiklikleri gerektiği şekilde yapılır.

24. Dünya Bankası önderliğinde, mali yapıda bir dizi koklu değişiklikler yapılır. Bu değişiklikler, yurt içi üretimi gerek talep, gerekse arz yönünden baltalamaya yöneliktir. Küçük üreticiler vergi baskısı altına alınırken, ortak girişimler ve yabancı sermaye, cömert vergi muafiyetinden yararlanmaya baslar.

25. Toprak kullanımı ve tarımsal alanların özelleştirilmesi politikaları uygulanmaya baslar. Küçük çiftçilerin topraklarını yitirmesi, tarımsal alanların az sayıda elde toplanması sureci beraberinde, topraksız bir mevsimlik tarım isçisi sınıfının oluşumuna yol açar. Feodal toprak sahipleri, çoğu kez ironim bir şekilde ekonomik liberalizasyonu savunmaya başlarlar.

26. Satilan kamu arazilerinin gelirleri, ulusal hazine tarafından uluslar arası kredi kuruluşlarına yönlendirilecek devlet gelirleri yaratmak için kullanılır.

27. Merkez Bankası para politikası üzerindeki kontrolünü yitirir ve faiz oranları serbest piyasada ticari bankalar tarafından belirlenmeye baslar. Bu aşamada bankacılık sistemi kuralsızlaşmaya baslar. Yapay şekilde aşırı derecede yükseltilen faiz oranları sıcak para girişini temin eder. Ticari bankalar artik reel ekonomiye, mantıklı faiz oranları ile kredi sağlama konumunda değildirler. Tarım ve sanayiye ayrıcalıklı kredi vermesi uygulaması asama asama sonlandırılır.

28. Özel yerli bankaların yerine, yavas yavas yabancı bankalar geçer. Bu aşamada 'Finans Sektörü Uyum Programı' hayata geçirilir. Bu programla birlikte, tüm devlet bankaları yabancı finans devlerinin eline geçmeye baslar.

29. Yağma sureci başlamıştır. Sermaye hareketleri serbestleştirilir. Bu sayede elektronik transferler araciligi ile, yabanci sirketlerin karlari serbestçe yabanci paraya çevrilir.

30. Vergiden kaçan kara para ve kriminal etkinlerden ve/veya yasa disi ticaretten elde edilen kirli para hareketleri serbestlestirilir. Kişi bankasi hesabindaki dovizler, soru sorulmadan bankalar arasi piyasaya transfer edilir ve yerel para birimine çevrilir. Ozellestirme kapsaminda devlet varliklarini satin almak için kullanilir.

Devletin kamu maliyesi parçalanırken, yoksulluk yönetimi için acil sosyal yardim fonu devreye sokulur. Bu bir toplumsal mühendislik yaklaşımıdır. Toplumsal huzursuzluk, minimum maliyetle azaltılmaya çalışılır. Çeşitli Sivil Toplum Örgütleri devreye girer ve uluslar arası yardim programları tarafından finanse edilen projelerle, büyük bir toplumsal değişim riski bastırılır. Çöken sistemle birlikte, yerel toplulukların zorlukla da olsa hayatta kalması sağlanır.

Dayatılan uygulamalarla, borç krizine bulunan çözümler, aslında daha fazla borcun nedeni haline geliyor.

Reform paketleri, tutarlı bir ekonomik ve toplumsal çöküş programına dönüşüyor. 

SONUC = ÜLKENİN SAVAŞSIZ İŞGAL EDİLMESİ. 

●●● 

ORNEK PROBLEM:

Eski Yugoslavya’nın parçalanmasını, saldırgan bir milliyetçiliğe ve etnik ve dinsel gerilimlere bağlayanlar yanılıyorlar.

Yugoslavya Federasyonu' nun parçalanmasının temel nedeni, Belgrat Hükümetine, yabancı kreditörler tarafından dayatılan makro-ekonomik yeniden yapılanma programıdır.

1980 yılından itibaren farklı aşamalarda kabul edilen bu program, ulusal ekonominin çökmesine neden oldu. Yugoslav ekonomisinin amansızca yoksullaşması ile birlikte hız kazanan toplumsal bölünmeler ve ayrılıkçı eğilimler, nihayetinde, 24 milyon nüfuslu bir devleti acı ve göz yaşları arasında parçalara ayırdı

Ali Özyurt-

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

2008-07-03 15:34:27 - hayırlı kandiller

Yazan: elpis
umarım tüm dualarınız kabul olur bu gün belki küçük bir umut ama dünyada barış sevgi mutluluk eşitlik olur insanlar birbirine kötülük yerine çiçekler verir belki birdaha ölmez masum bebekler...... sevgiyle kalın
Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

EMPERYALİZME, MİLİTARİZME, GERİCİLİĞE,FAŞİZME VE KARANLIĞA KARŞI, EŞİT ÖZGÜR VE DEMOKRATİK BİR TÜRKİYE

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Kategoriler

Dalgalansin Denizler.wma - GRUP YOL

Arkadaşlarım

siyah
ruzgarlisokak
oya
laleninbahcesi
crybaby
korgul07
yesilim
nanick
ayten
dsdmetin
ctella
nurten4561
emelsen
ruhlargemisi
migi
sevgicicegii
geberik74sagopakajmer
gunesinkiziii
lnur
atesvesu
Blogcu Yardım
beyaztuval
gelecek01
serencamm
bozacioglu
yasaksokak
emelkuju
guvercinameleri
umudunrengi
benmeral
sibelbaraner
elpis
solcularbirligi
ufuk40
bahar83
timotii
arzumunkaralamadefteri