KAMPÜS LİBARELLERİ

KAMPÜS LİBERALLERİ

Reelpolitikanın gündeminde iki ‘politik dava’ var: Ergenekon ve AKP. Normal bir hukuk ortamında ilke olarak iki bağımsız dava süreci beklenebilirdi. Ama neredee… Yargılamanın kendisi başlangıçtan itibaren çifte standarda mahkûm edildi. Kimler tarafından? Savcılığa ve avukatlığa soyunan politikacılar ve ‘gasteciler’ tarafından. Birinci davanın politikacı savcıları ikinci davanın avukatları, sanıklarıdır. (Bkz. Erdoğan.) İkinci davanın  politikacı savcıları ise birinci davanın politikacı avukatlığına soyunmuştur. (Bkz. Baykal.)

Liberaller, Ergenekon davasında, elbette hem savcı, hem yargıç olmayı tercih ederlerdi; ama kendilerine şimdilik mübaşir rolü biçildi. Mübaşirler, meslekleri gereği çığırtkandır. Mahkeme kapısından suçlu çağırıyorlar. İşte bunlar arasında ‘bizler’ (sosyalistler, devrimciler) de yer alıyoruz. Mübaşir liberallerin gözünde suçumuz sabit: Darbe karşıtı olmamak! AKP’ye destek vermemek…

Ama bu mübaşirler çok yalancı… ‘Ergenekon bizi ilgilendirmez’ demişiz. Çünkü, ‘filler tepişir çimenler ezilir’ diye manşet dahi çekmişiz. Peki ama, bu bir deyim! Evet, ‘filler tepişir çimler ezilir’  ne demek? ‘Kabak yine bizim başımıza patlayacak’ demek. (Yine bir deyim kullandık! Yine anlamayacaklar mı?) Yani, ‘Ey millet, darbe olursa önce bizim gibilerin canına okuyacak, emekçiler yoksullar daha fazla ezilecek’ demek… Yani ‘Gidişat siyasi İslamcıların, cemaat güçlerinin lehine olursa, bu herifler önce bizim hayatımızı karartacak, memleketi zindan edecek’ demek. İşte bunlar bizim için hayatın acı gerçekleri…

Belli ki bütün ‘suçumuz’ şudur: Bunları, bir yanda laiklik ve diğer yanda demokrasi cephesi olarak kabul etmiyoruz. Reelpolitikanın dayattığı ehveni şer noktasında değiliz. Şeriat niyeti var, ama henüz şeriat gelmiyor. Darbe niyeti var ama henüz darbe yok. O halde?

Böyle bir durumda ‘yiyin birbirinizi’ demek, ‘asıl bizler her ikinizin de canınıza okuyacağız’ niyetini dile getirmektir. Tamam, mevcut durumda buna gücümüz yetmez. Ama gücümüz yetmiyor diye bir tarafa alkış tutmanın alemi var mı? Şunun şurası taş çatlasa memlekette toplam 156 bin kişiyiz! Taraf tutmak, bir yanı alkışlayıp diğerini yuhalamaktır. Ama ‘taraf tutmamak’, demokrasi düşmanı iki cenaha birden yuh çekmek, işte bu tam da demokrasiden taraf olmaktır.

Ergenekon davasından önce de, kontrgerillanın, Hrant’ın katillerinin, Kirli Savaşın faillerinin peşine düştük. Bu dava sayesinde elbette bunlara karşı sesimizi, ama kendi sesimizi daha fazla yükselteceğiz. Çünkü varlık nedenimiz, kendi bağımsız siyasetimiz darbelere karşı olmakla başlıyor. Ayrıca solcuların sermayeden, gericilerden ve liberallerden vb de bağımsız siyasetlere sahip olması, zaten elzemdir. (Bu arada şunu da itiraf edeyim, bu kadar yaygara karşısında paranoyak olup kendi yazı arşivime baktım, şeriat tehlikesinden çok darbe girişimleri, askerin siyasete müdahalesi, Ergenekon faaliyetleri üzerine ve en çok da bunlara şiddetle itiraz eden yazılar kaleme almışım!)

Başka bir liberal ‘geyiği’ aynen şöyle: Darbelere karşı olmak için şimdi AKP’yi savunmak gerekirmiş! Ergenekon ve AKP siyasetleri dışında, başka bir siyasi hat mümkün deyince, siyasetsiz olurmuşuz, orta yolcu olurmuşuz!

Bu arkadaşların bir kısmı hem 1991 hem 2002’de Saddam-Bush kapışmasında, asıl tehlike diktatör Saddam deyip onun karşısında Bush politikalarını ve yeni dünya düzenini destekledi; biz ‘orta yolcu’ olduk, çünkü ikisine de karşı çıktık, savaşa karşı çıktık, Irak halkını destekledik. AB tartışmalarında da ‘evet mi hayır mı’ dayatmaları karşısında emeğin Avrupasını savunduk.  Bakın aklıma ne geldi. Vakti zamanında kampüs Maocuları, baş tehlike sosyal emperyalizm deyip Sovyetlere karşı ABD ile ittifak savunurdu. Şimdiki kampüs liberalleri de aynı indirgemeci mantığı sürdürmüyor mu? Liberalizm adına ‘tehlike AKP değil darbe’ deyip cemaat kuvvetlerine katılıyorlar. Üstelik bizden de aynı tercihi bekliyorlar. Ama portakal orada kal!

Biz sosyalistiz. Özgürlükçüyüz ama liberal değiliz.

 

Melih PAKDEMİR  BirGün (21.07.2008)

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !